Lastik ve Fren Patlaması Nedeniyle Trafik Kazasının Gerçekleşmesi:

  • Post author:
  • Post category:Blog
  • Post comments:0 Yorum

Fren ve lastik patlaması olaylarının mücbir sebep olarak değil beklenemez hal olarak kabul edilebileceği, olayın işletenin bakım kusurundan kaynaklandığı, davalı işletenin 2918 sayılı KTK m.86 uyarınca kusursuz sorumluluk ilkeleri ile sorumlu bulunduğu, Yüksek Mahkeme tarafından kabul edilmektedir.

YARGITAY Hukuk Dairesi

Esas Yıl/No: 2020/2329

Karar Yıl/No: 2021/3973

Karar tarihi: 22.04.2021

YARGITAY KARARI

YARGITAY KARARI

MAHKEMESİ :BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Doğanhisar Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 18.01.2018 tarih ve 2013/183 E. – 2018/15 K. sayılı kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nce verilen 13.02.2020 tarih ve 2019/1561 E. – 2020/208 K. sayılı kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ve katılma yoluyla davalı … vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, 13/09/2013 tarihinde davalı …’in sevk ve idaresindeki … plaka nolu minibüsün sol arka lastiğinin patlaması neticesinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında araç içerisinde yer alan müvekkilinin ağır yaralandığını, kazanın olduğu tarihten beri boyundan aşağısının felçli durumda olduğunu, çalışma gücünü tamamen kaybettiğini, müvekkilinin ve ve ailesinin manen çöktüğünü ileri sürerek, şimdilik 400 TL tedavi masrafları, 600 TL çalışma gücünü kaybetmesinden kaynaklı maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile her iki davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı …’ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı … AŞ vekili, … plaka sayılı aracın müvekkili şirkete 28/06/2013-07/11/2013 tarihleri arasında zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, bu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalılarının kusuru oranında olduğunu, sürekli sakatlık halinde kişi başı azami 250.000 TL ile sınırlı bulunduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının tedavi tazminatı içerisinde değerlendirilerek SGK tarafından karşılanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalı … vekili, müvekkilinin kural ihlalinde bulunduğu ve kusurlu olduğu iddialarının doğru olmadığını, müvekkilinin kullandığı lastiklerin yeni olduğunu, davacının bu olay nedeniyle yaralandığının doğru olduğunu ancak boyundan aşağısının felçli durumda olduğuna ilişkin beyanları kabul etmediklerini, halen ayakta olup tedavisinin devam ettiğini, davacının maddi zararlarından öncelikle davalı … AŞ’nin sorumlu olduğunu, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, miktar itibari ile çok fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sürücünün kusursuz olduğu, lastik patlaması olayının kazada %100 oranında etkili olduğu belirlenmiş ise de, yerleşik Yargıtay içtihatlarında fren patlaması, lastik patlaması olaylarının mücbir sebep olarak değil beklenemez hal olarak kabul edilebileceği, olayın işletenin bakım kusurundan kaynaklandığı, davalı işletenin 2918 sayılı KTK m.86 uyarınca kusursuz sorumluluk ilkeleri ile sorumlu bulunduğu, Adli Tıp Kurumu raporuna göre davacının kalıcı maluliyetinin olmadığı, iyileşme süresinin kazadan itibaren 6 aya kadar uzayabileceği yönünde rapor bulunduğu, davacının geçici iş göremezlik zararının 4.925,06 TL olduğu, tedavi gideri talebinin ispatlanamadığı, davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında 6.000.-TL’nin olayın özelliklerine uygun bulunduğu gerekçesiyle, 4.925,06 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı … AŞ bakımından dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … bakımından olay tarihi olan 13/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 6.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 13/09/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …’ten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili ve davalı … vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve katılma yoluyla davalı … vekili temyiz etmiştir.

1- HMK’nın 6763 sayılı Kanunun 42. maddesi ile değişik 362/1-a maddesi hükmüne göre, Bölge Adliye Mahkemelerinin miktar veya değeri 40.000,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz. Bu miktar, HMK’nın Ek 1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar tarihi olan 13.02.2020 tarihi itibarıyla 72.070,00 TL’dir. Davalı … vekili tarafından temyize konu edilen miktarın 6.000,00 TL olduğu nazara alındığında, anılan miktarın yukarıda yazılı madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kaldığı anlaşılmaktadır. 6100 sayılı HMK’nın 366. maddesi delaletiyle kıyasen uygulanması gereken aynı Kanunun 346/2. maddesi hükmü uyarınca, kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında Bölge Adliye Mahkemesince bir karar verilmesi gerekmekle birlikte, Yargıtay tarafından da bu yolda karar verilebileceğinden, davalı … vekilinin davaya ilişkin karara yönelik temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin temyizine gelince, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK’nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz isteminin miktar yönünden REDDİNE, (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı …’e iadesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.04.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın