Bilindiği üzere Yargıtay, eşlerin belli süre ayrılıktan sonra yeniden bir araya gelmesini kusurun af edilmesi şeklinde yorumlamakta idi, paylaşılan kararda; kadının eve dönmesinin erkeğin kusurunu af ettiği anlamı taşımadığına hükmetmiştir.
YARGITAY BASKANLIGI
- Hukuk Dairesi 2021/3053 E. , 2021/4436 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince
verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından temyiz edilmekle, evrak
okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı kadın tarafından açılan boşanma davasının reddine karar verilmiş, karara karşı davacı kadın
tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş ve bölge adliye mahkemesince esastan reddine karar
verilmesi üzerine davacı kadın tarafınadan temyiz edilmiştir. Mahkemce “Tarafların davadan önce
Erzincan’da birlikte yaşadıkları, geçimsizlik gerekçesiyle davacı kadının oradan ayrılıp Yalova’ya geldiği
ve bu boşanma davasını açtığı, dava sırasında tarafların barıştıkları ve davacının tekrar Erzincan’a
davalı ile müşterek konuta döndüğü, bir iki ay birlikte yaşadıkları, eldeki davadan önce gerçekleşen
karşılıklı kusurlu davranışlarının taraflarca affedildiğinin, en azından hoşgörü ile karşılandığının kabulü
gerekli olup, kusur belirlemesinde dikkate alınması mümkün değildir. Af ya da hoşgörünün kabulü için
tarafların cinsellik boyutunda karı – koca ilişkileri kurmaları şart olmadığı gibi, bundan kaçınan da dosya
kapsamına göre davacı kadındır. Bu sebeple, davanın reddine” karar verilmiş ise de ; davacı kadının
eve dönmesine karşın erkek ile aynı odada kalmamaları bu davranışının barışma görüşmesi niteliğinde
olduğunu dolayısıyla af olarak kabul edilemeyeceğini göstermektedir. Ilk derece mahkemesinin de
gerekçesinin aksine kadının cinsel birliktelikten kaçınma nedeni, tanık olarak dinlenilen ortak çocukların
beyanında geçen “Herşey düzelmedi henüz” ifadesinden de kadının erkeği affetmediğinin kabulünü
gerektirmiştir. Bu durumda kadının eve dönmesi başlı başına af olarak değerlendirilemez.
Tüm dosya kapsamından davalı erkeğin kadının ailesi ile görüşmesini istemediği, evin anahtarını alarak
evden kovduğu anlaşılmaktadır. O halde erkeğin kusurlu davranışlarına göre boşanmaya sebebiyet
veren olaylarda erkek tamamen kusurludur. Evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede
temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Dosyaya yansıyan olaylar bir bütün olarak değerlendirildiğinde,
taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek
nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabit olup, TMK’nın 166/1 maddesinde yer alan boşanma koşullarının
oluştuğu dikkate alınarak davacı kadının davasının kabulü gerekirken reddi doğru olmayıp, bozmayı
gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi
kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının
şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine,
dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğinin ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine
gönderilmesine kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. 03.06.2021 (Pzt.)
